Araştırma: Mükemmeliyetçiliğin Artıları ve Eksileri


“En büyük zayıflığınız nedir?”

Mülakatlarda bu soruya verilen en yaygın cevaplardan biri, “Mükemmeliyetçi olmak”. Fakat mükemmeliyetçilik gerçekten de bir zayıflık mı? İşverenler bunu güçlü bir yön olarak göremez mi?

Yapılan kapsamlı araştırmalar, mükemmeliyetçilik psikolojisinin oldukça karmaşık olduğunu ortaya koydu. Mükemmeliyetçilerin kusursuz iş çıkarmak için çabaladığı bir gerçek. Üstelik mükemmeliyetçi olmayan kişilere kıyasla, motivasyonları daha yüksek ve yaptıkları işe daha fazla özen gösteriyorlar . Fakat bununla birlikte; hiçbir şekilde esnetilmeyen yüksek standartlar koymaya, davranışlarını aşırı eleştirel biçimde değerlendirmeye, performanslarına yönelik “ya hep ya hiç” (“Yaptığım iş ya mükemmel, ya da tam bir fiyasko.”) düşünce yapısını benimsemeye ve özsaygılarının kusursuz biçimde performans göstermeye bağlı olduğuna inanma eğilimindeler. Yapılan araştırmalara göre mükemmeliyetçilerde stres, tükenmişlik ve anksiyete seviyeleri daha yüksek.

Çalışma hayatında mükemmeliyetçilik bazı açılardan faydalı olabileceği gibi çalışanlara zarar da verebilir. Peki bu durum, mükemmeliyetçiliği bir zayıflık yapar mı?

Kırk yıl boyunca yapılan çalışmaları tarayarak, daha temel bir soruya cevap aradık: Mükemmeliyetçiler, işte daha iyi performans gösteriyor mu? 1980’lerden günümüze dek yapılan 95 araştırmanın meta analizini yaptık. Bu analizde, çalışanların verimliliğini etkileyen faktörler ile mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiyi inceledik. Bu araştırmalarda, çalışma çağındaki 25 bin kişi yer alıyordu. Çabalarımız sonucunda, bu soruya verilebilecek kısa bir cevap bulduk: Mükemmeliyetçilik, adayların ve işverenlerin düşündüğünden çok daha büyük bir zayıflık.

Elde ettiğimiz sonuçlara göre; mükemmeliyetçilik, anlamlı biçimde ve devamlı olarak, iş yerinde bazı “faydalı” sonuçlar görülmesini sağlıyor. Örneğin mükemmeliyetçiler, işleri konusunda daha motive; daha uzun saatler boyunca çalışıyorlar ve işlerine daha bağlı olabiliyorlar.

Fakat sonuçlarımız, aynı zamanda olumsuz bazı yönlere de işaret ediyor: Mükemmeliyetçilik, işle ilgili olan ve olmayan “zararlı” sonuçlar doğuruyor. Bunlar arasında; yüksek seviyelerde tükenmişlik, stres, işkoliklik, anksiyete ve depresyon da yer alıyor.

Bu etkiler, mükemmeliyetçilerde belirgin olsa da, yapılan daha dikkatli bir inceleme; bu etkilerin ne zaman aşırıya kaçtığı konusunda önemli ayrımlar ortaya koydu. Araştırma, mükemmeliyetçiliğin birbirinden farklı, fakat aynı zamanda birbiriyle ilişkili olan iki alt boyutunu belirledi. İlki, aşırı yüksek standartlar talep etme ve bunları hiçbir şekilde esnetmeme eğilimi şeklinde kendini gösteren kusursuzu aramaya yönelik mükemmeliyetçilik. Bu mükemmeliyetçiler, sadece kendi performanslarını şiddetli biçimde değerlendirmekle kalmaz; aynı zamanda hayatlarındaki kişilere yönelik de yüksek performans beklentilerine sahiptirler. İkinci alt boyut ise hatadan kaçınmaya yönelik mükemmeliyetçiliktir ve bu boyutta, yüksek performans standartlarına ulaşamama konusunda takıntı derecesinde endişe söz konusudur. Hatadan kaçınan mükemmeliyetçiler, yaptıkları işin doğru veya yeterince iyi olmadığından sürekli olarak endişelenir ve kusursuz bir iş çıkarmadıkları takdirde çevresindekilerin saygısını kaybedeceğine inanırlar.

Elde ettiğimiz sonuçlar, mükemmeliyetçi eğilimlerin, bu alt boyutlardan bir veya iki tanesinde yoğunlaşabileceğini ve bu durumun, çok farklı sonuçlara yol açmayacağını gösteriyor. Mükemmeliyetçiliğin “faydalı” etkileri, kusursuzu arayan mükemmeliyetçiler söz konusu olduğunda; hatadan kaçınma eğilimleri gösteren mükemmeliyetçilere kıyasla daha güçlüydü. Öte yandan, mükemmeliyetçiliğin “zararlı” etkileri, hatadan kaçınan mükemmeliyetçilerde daha güçlü olmakla birlikte; kusursuzu arayan mükemmeliyetçilerde de görülüyordu.

Sonuçlarımız, performans ve mükemmeliyetçiliğin birbiriyle ilişkili olmadığını ortaya koydu. Mükemmeliyetçiler, mükemmeliyetçi olmayanlara kıyasla daha iyi veya daha kötü performans göstermiyor. Kusursuzu arayan mükemmeliyetçilerin bile, daha iyi performans gösterdiği söylenemez. Bununla birlikte, performans ve mükemmeliyetçilik arasında neden herhangi bir ilişki olmadığına dair spesifik bir sebep belirleyemedik. Mükemmeliyetçilerin, bazı işleri veya projeleri kusursuz hale getirmeye çalışırken diğerlerini ihmal etmesi söz konusu olabilir. Aynı şekilde, belki de çalışanların mükemmeliyetçi eğilimlerinin kazandırdığı avantajlar; yine aynı eğilimlerin sonuçları yüzünden kaybedilebilir. Kesin sebepler belirlemek için, daha çok araştırma yapılması gerekli.

Elde ettiğimiz sonuçlar, bir bütün olarak incelendiğinde, iş yerindeki mükemmeliyetçiliğin yapıcı olmayabileceğini ortaya koyuyor. Çalışanlar ve organizasyonlar için faydalı olduğu düşünülen değişkenler (motivasyon ve özsaygı gibi) ile mükemmeliyetçilik arasında tutarlı, makul boyutlu ilişkiler bulduk. Fakat, mükemmeliyetçilik ve performans arasında herhangi bir bağlantıya rastlamadık. Mükemmeliyetçilik; tükenmişlik ve zihinsel sağlık üzerindeki güçlü etkileriyle birlikte düşünüldüğünde, böyle bir bağlantının olmaması, mükemmeliyetçiliğin çalışanlar ve organizasyonlar için oldukça zararlı etkilere sahip olduğunu ortaya koyabilir. Başka bir deyişle mükemmeliyetçiliğin, artan bağlılık ve motivasyon sayesinde çalışan performansını etkileyeceği düşünülüyorsa, bu etki iş yerinin dışında da ciddi sonuçlar doğuran depresyon ve anksiyete gibi karşı güçlerle dengelenebilir.

Tüm bunlar, yöneticiler mükemmeliyetçi eğilimleri olan adayları veya çalışanları daha düşük seviyedeki pozisyonlarda çalıştırmalı anlamına gelmiyor. Tam tersine yöneticiler, olası sonuçların farkındayken ve bunların etkilerini hafifletmeye çalışırken aynı zamanda, mükemmeliyetçiliğin faydalarını da pekiştirmeli. Örneğin mükemmeliyetçilere, performans hedeflerini sürekli hatırlatmak yerine; canlanmaları için hedefler koymaya ve stresi ve tükenmişliği azaltacak iş dışı aktiviteleri teşvik etmeye odaklanmalılar. Yöneticiler aynı zamanda, beklentilerini açık ve ayrıntılı biçimde belirtmeli ve bazı hatalara toleranslı olmalı.

Mükemmeliyetçileri daha iyi yönetmek için önlemler almak, gelecekte yöneticiler için büyük bir öncelik haline gelecek. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 42 bin gençle yapılan bir çalışma, mükemmeliyetçiliğin geçtiğimiz 27 yılda arttığını ortaya koydu. Kusursuz olmak için çabalamak, çalışanlar için aşırı faydalı değildir ve üstelik, çalışanlar ve organizasyonlar için önemli maliyetleri olan bir çabadır. Çalışanları “kusursuz” olmaya teşvik etmek yerine, “yeterince iyi” olmalarıyla yetinebiliriz.


Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square